İslam Siyasetinde Ana Etken Olarak Roma Eğilimi

Sadık Türkerin Kutatgubilig dergisinin 21. sayısında başlıkla aynı isimde ki makalesinin özetidir yada önemli gördüğüm yerlerin notlarıdır. İlgili makale islam tarihine bakışın kökten değişeceği bir perspektif sunmakta olup özellikle islam düşüncesinde sıçrama olarak görülen çevirilerin (yunan ) çok da masum olmadığını, bu çevirilerin yapılma sebebinin pers etkisinde olan devletin seçkinci ve bürokratik yapısını roma (bizans) ‘a kaydırma maksatı taşıdığını vede başarılı olduğunu söylemektedir. Bu mülahazadan yola çıkarak Gazalinin savunmalarının maksat ve amaçları noktasında bir daha düşünmenin yerinde ve gerekli olduğunu söylemek gerekmektedir. Çünkü Gazali hem islam dünyasında hemde batı dünyasında müslüman çoğrafyalar da felsefeyi baltalamakla itham edilmektedir. Yine Sadık Türker’in Gazaliye ithaf edilen Kutatgu Bilig dergisinin 20.sayısında kaleme aldığı makalede tam da bu noktadan yola çıkarak Gazalinin Felsefe’yi değil yunanlılaştırılmaya çalışılan düşünceye karşı çıktığını belirtmektedir. ilgili makalenin de geniş bir özetini buraya koymayı düşünüyorum.

19. yüzyıl ve sonrasında Oryantalistlerin Gazali hakkında ortaya attıkları tenziratlar ve karalamaların asıl maksadı Selçuklu ve Osmanlı düşün dünyasının önünü kapatmak insanların oralarla irtibatını bir şey yok diyerek üstünü örtmekti. Çünkü Gazali bu dönemlerin teorik çerçevesini oluşturmuştu. Bu tenziratlara hem arap dünyası hemde acem dünyası da katılmışlardı ki bunun da sebebi islam tarihinde Türk dönemlerinin sadece kılıçtan müteşekkil olduğu,düşünsel,bilimsel ve felsefi bir gelişimin ve katkılarının olmadığı anlayışının kabullenilmesini sağlamak olmuştur.

Tarihi boyunca İslam dünyasında kapsamlı,sistemli ve köklü iki kültürel başkalaşım olmuştur. Birincisi islamın Sasani ve Bizans topraklarına yayılmasıyla,diğeri Osmanlı imparatorluğu tarafından 18 yy. da başlar.

İslamın ilk ortaya çıktığı zamanlar ve çoğrafyalar hem Bizans hem de Sasani imparatorluklarının yayılma ve hinterlantlarında yer almaktadır. Nitekim son ikibin yıldır bu iki imparatorluk arasında kıyasıya mücadeleler devam etmektedir. Bu mücadeleler devletlerin içerisnde bulunduğu durumlara göre zaman zaman azalma zaman zaman da artma seyri göstermiş ama hiç bitme noktasına erişmemiştir.

6. yy da bu mücadeleler tekrar gün yüzüne çıkmış ve savaşlar dönemi tekrardan başlamıştır. Bu mücadeler de arap yarımadasında ki araplar da ilgiliydiler ve Hz. Muhammed zamanında ki siyasi havanın farkındaydı. Rum suresi 2-6. ayetler ileriki dönemler de islam siyasetinde anayasal şekilde bir roma sempatisi yaratmıştır. Aynı şekilde zülkarneyn’in iskendere yorumlanması da Helenciliği ortaya çıkartmış felsefenin meşrulaştırılmasında ciddi etkisi olmuştur.Nitekim klasik dönemde ortaya çıkan felsefi metinlerde hem aristo hemde platonun ilahi vasıflarının  ortaya konulması noktasında ciddi uğraş içerine girmişlerdir.

Roma ayetlerinde Bizanslılar ile Müslümanlar arasında ki ilişki ,özellikle Haçlı savaşlarından sonra eser yazan Müslüman müfessirlerde netameli bir konuyken,Şii alimler için itici şekilde sorunludur.

Roma ve Sasani mücadelesinin ardında yatan güçlerden birisi güçken asıl önemli faktör Avrupa ve Avrika içlerine giden ticaret yollarının kontrol edilmesi yoluyla devletin gelirlerinin artırılmasıdır. mücadelenin ilk yıllarında anadolu toprakları ticarette etkenken milattan sonra bu etkenlik anadolunun güneyine kaymış ve dolayısıyla savaşlar da bu bölgelerde yaşanır hale gelmiştir. İslam ortaya çıktığında Batıda Bizans ,doğuda ise Sasani imparatorlukları vardı ve yönünün ne tarafa olacağı kadar siyasi duruşu ve dünya görüşü olarak hangi tarafın yanında olacağıda ciddi sorundu.

İslamın yayılışı aynı zamanda siyasi kategorileri de etkilemiştir. ele geçirilen topraklarda pek çok millet,din ve dil yaşamaktaydı. İsmaın ilk on yılında müslüman ve müştürkler,ardından müslümanlar ehli kitap (hristiyan ve yahudiler) sınıflandırılmışlardır. Başlangıçta ehli kitap kategosi hristiyanlar ve yahudileri kapsarken zamanla Zerdüştleri,daha sonra da Budacıları da kapsamıştır.

İslam tarihi içerisinde izlenen siyaset Hristiyanlarla Zerdüştleri aynı kategoride değerlendirmemiştir. Fethedilen İran topraklarında Zerdüştlük tamamen yok edilirken, Hristiyanlık sadece mağlup edilmiş ve yok etme politikası güdülmemiştir.

İslamın ortaya çıkmasıyla birlikte Araplar arasında devlet bilinci oluşmuş bu bilinç beraberinde devleti oluşturmuştur.Ançak araplar bu devlet mevhumuna hazır değillerdi ki bunun iki temel sebebi vardır. Birincisi islam öncesi kabile savaşlarının devlet yönetimine de yansıması,ikincisi ise devlet kademelerinde kullanılacak yeterlilikte ve donanımda eleman eksiklikleridir. Nitekim bir kabileye dayanan Emevi iktidarı döneminde hem diğer arap kabilelere hem de arap olmayanlara (acem) karşı kabile irkçılığı siyasetini izlemişlerdir; bu nedenle emevi hanedanının kurulduğu yerde Suriyeli hristiyanlardan siyasi ve idari destek aramışlardır. Emevilerin takip ettiği acem politikası acemlerin ikinci sınıf müslüman kavramını yarattı.Zorla mslüman yapılan Zerdüşler mevali (pers kökenli melezler) sınıfın eş-Şubiye adıyla yükselen bir siyasi sınıfın oluşmasına sebep oldu. Abbasi dönemine geçildiğinde yönetim horasanlı ve doğulu bir yönetim haline gelmişti . Pers  mevalisi devlet yönetimlerinde güç elde ettikce daha fazla güç ister hale geldi ve 9.yy’ın ilk çeyreğinde de imparatorluğun pers kanadı bağımsız bir yönetim haline geldi.

Sind bölgesi siyasi olarak Bağdat2tan ayrılınca,bilimsel ilişki de neredeyse tamamen koptu. Arap literatürü,yunan kanallarına kaydı. artık bağdatta ne hintli alimlerin ismi zikrediliyor,ne de sanskritçe eserlerin Arapça tercümeleri yapılıyordu. Nesturi fizikcilerin,Harranlı filozofların,Suriye de ki hristiyan alimlerin ve hilafet teki diğer unsurların çalışmalarıyla tanıtılan yunan mirasının öğrenilmesi ,Arapların aklı üzerinde muazzam bir etkide bulundu.

İslamda tercüme hareketinin neden Pers bağımsızlığına denk geldiği hiç sorgulanmamıştır.Tercüme saf bir öğrenme isteğimidir yoksa devletin idari ve bürokratik yapılandırmasını pers zemininden Bizans zeminine kaydıran yeni bir düzenleme isteğimiydi.

Müslüman ümmet içerisinde bilimi icra edenlerin çoğunluğu Arap olmayanlar oluşturmuştur. gerek dini bilimlerde gerekse akli bilimlerde araplar küçük bir sayı oluştururlar.

İslam siyaseti ilk yıllarında iki sebepden dolayı doğu izleri baskındır.Birincisi bünyesinde Persler,Türkler ve Hintlilerin bulunması diğeri ise devrik sasani kralının üç kızı ,üç halifenin oğluyla evli olmasıdır. Ebubekir,Ömer,Ali. Alinin oğlu hüseyin’in Şehrbanu’dan doğan oğlu Zeynelabidin,Şii imamların atasıdır.

Hem Arap Helenleşmesi hem de Osmanlı Batılılaşması,dönmeler ve zimmiler tarafından örgütlenmiş,yönlendirilmiş ve yönetilmiştir. Osamnalı da ki devşirme sisteminin sonucu olarak 16. yy 2ın ortasında bütün devlet sistemi ,köle yöneticiler tarafından denetlenir hale gelmiştir.

Yunancadan arapcaya tercümelerin başlangıcında ,metafiziğin islam düşüncesinin dokusuna uyuşmazlığı üzerinde odaklanmış bir direnç vardı. Aynı zamanda Helnci seçkin sınıfla geleneksel alimler (ulema) arasında ki akli yüzleşme aslında toplumsal çatışmanın yansımasıydı.

Geleneksel direncin karşı çıktığı,felsefe çalışması değil ,İslamın helenleştirilmesidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s