Etiket arşivi: Gılgamış Destanı

Ölümsüzlük Otu

Gılgamış ölümsüzlüğü aramaya çıktığında

İçkicibaşı Gılgamış’a dedi ki:

“Nereye koşturuyorsun böyle,Gılgamış?

Eline geçmeyecek aradığın yaşam.

Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında

yalnız ölüm oldu ona verdikleri,

kendi ellerinde tuttular yaşamı !

Karnın dolu olsun yeter Gılgamış,sen ona bak,

gece gündüz eğlenmene bak,

gününü gün et,keyf sür,

çalgılarla gece gündüz gül oyna,

hep güzel giysiler olsun üstünde ,

başın temiz olsun,bedenin yıkanmış olsun,

elinden tutan yavruna bak,

karın mutluluğu tatsın göğsünde,

budur insanoğlunun tek yapacağı .”

Ut-Napiştim ölümsüzlük bitkisinin yerini Gılgamış’a söyledi ve Gılmamış denizlerin dibinden o bitkiyi çıkardı. Gılgamış kendisini Büyük-Alanlı-Uruk’a götüren Ur-Şanabi’ye :

“Ölüm korkusuna birebirdir bu bitki ,

en yüce sağaltıya kavuşur insan onunla.

Büyük-Alanlı-Uruk’a götüreceğim onu,

etkisini anlamak için birine yedireceğim,

adı ‘gençleşen yaşlı adam’ olacak,

sonra da kendim yeyip döneceğim ilk gençliğime !

.

.

.

Gılgamış bir çukur gördü ,serin su dolu ,

içine atladı yıkanmak üzere;

bitkinin kokusunu aldı yılan,

deliğinden çıkıp sessizce kaptı bitkiyi,

gömlek değiştirdi o anda ,geri dönerken”

Hikayede ölümsüzlük bitkisini yılan almakta. Aynı şekilde tıbbın da sembolü yılan. Dikkat çekilmeli bu simgelere.

 

Tanrı Kızları

“Sen benim karnımdan çıkmadın,yiğit Endiku,

yine de kendimden sayıyorum seni ,

Gılgamış’ın obla’larından(1) sayıyorum.”

Ve Endiku boynuna belirteç asmışlar gibi,

büyük rahibeler ,tapınak görevlileri ,kutsal kadınlar

ve tapınakta yetişmiş Tanrı kızları (2)

onu oraya adanmış bir çocuk gibi karşılamışçasına

1-Obla: Çocuk yaşta tapınak hizmetine verilmiş kişi. Boyunlarına görevlerini belirten bir belirteç asılırmış.

2-Tanrı Kızları:  Sümer ve Asur tapınaklarında ,bunların giderlerini karşılamak için “fuhuş” hizmeti veren genç kadınlar bulunurdu. Bu fuhuşun amacı da, yapan kişinin Tanrı’yla bütünleşmesini sağlamaktı. Bu kadınlar sokağa çıktıkları zaman özellikleri anlaşılsın diye başlarını örterlerdi.

 

Gılgamış Destanı

Anu Gılgamışı yaratan Aruru’ya Gılgamışa eş/denk birisini daha yaratmasını ve böylece Gılgamış’la yaratılan kendi aralarında sürekli dövüşmelerini ,kendi aralarında ki kavgadan dolayı Uruk rahat etmesini istedi. Aruru bir avuç topraktan Endiku’yu yaratıp ormana yaban hayatın içine bıraktı. Endiku yabani hayvanlarla yaşar onlarla otlar onlarla suya inerdi. Suya indikleri bir gün bir insan Endiku’yu gördü ve gördüklerini babasına anlattı. Babası onu Gılgamışa yönlendirdi. Gılgamış avcıya

“Git avcı,yosma bir kadın al yanına,bir sokak kızı,

o adam bir su başında suvarırken sürüsünü,

kız çıkarır giysilerini ,açar güzelliklerini ,

adam görünce kızı dayanamaz ,yaklaşır”

dedi. Avcı şehirden bir yosma aldı ve su başında beklediler beraberce. En sonunda yaban sürüsü suya geldi ve yanlarında Endiku’da vardı. Sularını içerlerken yosma

“Yosma açtı koynunu zevk vermek için ona,

kaçınmadı onun soluğunu almaktan,

kız attı giysilerini,o da yattı kızın üstüne,

kız öğretti o yaban adamına kadınlığı,

adamın tutkuyla saldırışları mırıl mırıl örttü kızı,

 

Altı gece yedi gün onunla yattı Endiku,

onun verdiği zevki doyasıya tadınca

hayvanların yanına dönmek istedi;

ama Endiku’yu görünce hahyvanlar kaçtı,

yaban hayvanları uzaklaştı ondan;

ileri atılmak istedi ,ama bedeninde eski güç yoktu,

dizlerini oynatamadı sürüsü uzaklaşırken,

bitmişti  Endiku ,koşamadı eskisi gibi,

ama kavrayışı gelişmiş,genişlemişti.

….

Endiku anlamıştı yosmanın dediklerini,

kendini duymuştu ,bir dost arıyordu şimdi.”

2.tablette ekmek ve şaraptan bahsediliyor. Buda yerleşik hayata geçildiğini gösterir.

2.tablette evlilikten bahsediliyor ve

“Gelinlik kızla önce o yatar,

ondan sonra kocanın sırası gelir.

Böyledir Tanrı’nın yargısı:

Daha göbek bağı kesildiğinde

Tanrı bunu böyle belirlemiştir!”

ibareleri geçmekte.