Etiket arşivi: insanın anlığı üzerine bir deneme

Mutluluk

Kendiliği oluşturan bilinçliliktir. İnsan cisimsel olarak sürekli değişmekte ama aynı insan olmayı da sürdürmektedir. yani insanı temelde devam ettiren ve kendi olarak kalmasını sağlaya onun bedensel yanı değil bilincidir.

Kişi bir hukuk terimidir. eylemlerle ve bunların değeriyle ilgilidir, bu yüzden de yalnızca düşünen,yasa yapabilen,mutlu ya da mutsuz olabilen insanlara hukuk uygulanabilir. kişinin eylemlerinin temelinde mutluluk yatmaktadır ve her kişi eylenlerinin bilincinde olduğundan bu eylemlerinin sonucu olanlardan dolayı cezayı haketmektedir.

ahlaksal iyi ve kötü temelde haz ve acıdan ya da bizde haz ve acıya neden olan ya da bunları üreten şeyden başka bir şey değildir. yani ahlaksal iyi ve kötü,istençli eylemlerimizin ,yasa-yapıcının istenç ve gücüne bağlı olarak bize iyilik ya da kötülük getiren yasalarla uyuşması ya da uyuşmamasıdır;yasaya uyup uymadığımıza göre yargıç kararıyla gelen bu iyi ya da kötü ye,haz ya da acıya ödül ve ceza denir.

Yasaları koyan kişi yasalara uyup uymama noktasında ödüllendirme ya da cezalandırma öngörmediyse yasalar bir işe yaramaz.

yasalar ;

1-tanrısal yasalar: bir eylemin günah mı sevap mı sorunu cevaplar.yasa koyucu tanrıdır.

2-yurttaşlık yasası: eylemin suç mu değilmi kısmıyla ilgilenir. yasa koyucu toplum ve toplum adına devlettir.

3-Kanı ve saygınlık yasası:eylemin ahlaki mi kötü mü olduğu sorunu cevaplarlar. yasa koyucu felsefedir.

Toplum iyi eylemler için (veya yasa koyucu) kurallar oluşturur ve zihin eylemlerimizi belirlenmiş bu kurallara uygunluğunu tespit eder, bu tesbit sonucunda eylemlerimiz ahlaksal iyi ya da ahlaksal kötülük kazanmış olur.

Erdem:

Ruh ve Beden

Bizdeki beden idesi,itki yoluyla devim iletme yeteneğinde olan yer kaplayan bir tözdür;ruh ise,özdek-dışı tin olarak bir düşünen tözün idesidir ve istenç ya da düşünce yoluyla bedende devim üreten bir gücü vardır.

salt tin,yani tanrı ,yalnızca etkindir;salt özdek yalnızca edilgindir;hem etkin hem edilgin olan varlıkların ikisinden de pay aldıkları sonucuna varabiliriz.

Locke temelde felsefe tarihinin cevher araz yada töz ,ilinek ayırdımını tözü dışarıda bırakacak şekilde kendi felsefesini yani epistemolojini oluşturmuştur. Buda artık nesnelerin ve objelerin cevherlerinin ne olduğu,neden olduğu,cevherler arası ilişkilerin nasıl olduğu sorularının ıraksanmasını bunun sonucunda da temele arazların oturmasıyla ölçülebilir olanın değer taşımasını getirmiştir.

Haz ve Acı

Haz ve acı yalın idelerdir.

iyi ve kötü :şeyler ançak haz ve acıya göre iyi ve kötü olurlar. (ıztırap veren olayları nasıl tarif edeceğiz).

Tutkularımız da haz ve acıdan doğmaktadır. Yani temelde acıdan kaçınma hazza varmadır.sevgi,nefret,arzu,sevinç,üzüntü,umut,korku,umutsuzluk gibi durumların hepsi haz ve acıya dayanır ve tüm insanlarda ortakdır. Kıskançlık,kızgınlık ise haz ve acıya dayanmazlar bu yüzden bazı insanlarda bulunurken bazılarında bulunmayabilir.

Zihnimiz bedenimizle ilgili eylemleri yapma veya yapmamaya karar verir. yani zihnin tikel herhangi bir ide üzerinde düşünüp düşünmemeyi kararlaştırması ya da bedenin   herhangi bir hareketine sebep olması veya olmamasının kararına istenç denir.

Algılama gücüne anlık denir.

Özgürlük;İdesi bulunan bütün eylemler temelde iki kolu vardır.

1)düşünme

2)eylem.

Dolayısıyla bir zihin kendi kararıyla düşünüp eyliyorsa özgürdür yada tam tersi durumda geçerlidir. Buradan zihin kendi rızasıyla düşünüp eyleyemiyorsa yada başkasının düşüncesini eyliyorsa özgür değil zorlama altındadır.

Özgürlük ,isteme ya da yeğlemeye ilişkin bir ide değildir;özgürlük ,bir kimsenin,zihninin seçmesine ve yönlendirmesine göre yapma ya da yapmaktan vazgeçme gücünün bulunmasına ilişkindir. (locke burada özgürlüğü sadece zihinle ilişkilendirmektedir. Yani rasyonel,faydacı olanla)

Süre ve onun basit kipleri

Süre geçici uzamdır. 

sürenin idesi idelerimizin dizisi üzerinde yaptığımız düşünümden gelir. 

kendi zihnini gözlemleyen herkes için anlığında sürekli olarak birbirini izleyen ideler dizisinin bulunduğu apaçıktır. bize ardışıklık idesini sağlayan şey zihnimizde birbiri ardından görünen bu değişik ideler dizisi üzerinde yaptığımız düşünümdür;bu ardışıklığın bölümleri ya  da zihnimizde ki herhangi iki idenin görünüşleri arasında ki uzaklığa süre denir

Süre idesi ,idelerimiz üzerinde yaptığımız düşünümden gelir

Zaman ,ölçülerle belirlenmiş süredir. böyle bir süre idesini edinen zihnin doğal olarak yapacağı ilk şey,bu ortak sürenin,değişik süre uzunluklarının ölçülmesini ve içinde birçok şeyin yer aldığı düzenin görülmesini sağlayacak bir ölçü bulmaktır.

Zamanın iyi bir ölçüsünün,onun süresinin tümünü eşit dönemlere bölmesi gerekir.

kavramlar yada ideler

1-ideler düşüncenin nesneleridir.
2-bütün ideler düşünceden veya duyumdan gelir.

ideleri 2ye ayırmış locke. birisi zihne duyumlar yoluyla dışarıdan alınan direk ideler.Bunlar bize sarı,sıcak,sert,acı gibi direk duyumlar yoluyla gelir. diğeri ise bu duyumlardan elde edilen zihnin kendi kendi üzerine katlanması yada düşünmesi sonucunda elde edilen idelerdir. birinci idelere duyum nesneleri ikincilere de düşünüm nesneleri adını vermektedir.

aynı şekilde duyum idelerini elde ederken zihin edilgendir. Çünkü bu ideler zihin kabul etsede etmese de zihnimize girmekte ve zihinin bunları kabul etmeme gibi bir ihtimali olmamaktadır. Bu bağlamda dışarıda bulunan bir nesneyi birden fazla duyu organımızla algılamalrımız da bize basit ide olarak yer bulur. Örneğin buzu hem soğuk olarak hemde sert olarak duyumlarız. fakat buz idesi dış nesnesi ne kadar karmaşık olursa olsun idesi basittir.

Dil ve kavramlar

Duyular önce tikel ideleri içeri alır,zihin onları tanıdıkça belleğe yerleştirir ve adlandırır. daha sonra zihin onları soyutlar (ağaçları gördükçe ağaç kavramına ulaşır) ve genel adları kullanmayı öğrenir. bu yoldan ,zihin üzerinde kendi mantıksal yetisini uygulayacağı gereçler olan ideler ve dil ile donanır. usa kullanım sağlayacak olan bu gereçler arttıkça,usun kullanılışı da günden güne gelişip çapraşık br hal almaya başlayacaktır.

locke idelerin ve idelerden oluşan kavramların bu kavramların bir lisanla ifade biçimi olan kelimelerin oluşmasını yukarıda ki gibi sıralamaktadır.

1 kitapta
a) zihinde doğuştan ideler yoktur görüşünü dillendirmektedir. felsefe tarihinde buna tabula rasa diye tabir edilir. Buna şöyle diyebiliriz. Zihin dünyaya geldiğinde hazır bir ide yada kendi içerisinde gömülü bir ide bulunmamaktadır. İdeler zamanla dışarıdan alınan duyumlar yoluyla oluşmaktadır.
b)Zihinde doğuştan ahlaksal yargılar yoktur diyerek te insanlığın ortak ahlaki yasalarının olmadığı hatta bu görüşünü delillendirmek içinde farklı toplumlarda farklı ahlaki normların olduğunu söylemektedir.

Giriş

insanı diğer varlıklardan ayıran ve o varlılara egemenlik kurmasını sağlayan en temel özelliği onun bir anlık(zeka-mind) sahibi olmasıdır diyerek başlayan filozof amacını ise ;
insan bilgisinin kaynağı,kesinliği ve genişliğini,bunun yanında da inancın,sanının ve onaylamanın temellerini ,farklarını araştırmak ve ortaya çıkartmak olduğunu söylemektedir.
yöntem:sanı ve inanç arasında ki farkı ortaya koyak hayati bir öneme haizdir. bundan dolayıda yöntem olarak:
1-insanın gözlemlediği ve zihninde bilincine vardığı idelerin,kavramlarının kaynağı ve anlığın bunları edinme yolları
2-zekanın bu idelerden hangi bilgiyi edindiği ve bu bilginin kesinlik derecelerini,kanıtını,kapsamı
3-inanç ve sanının doğası ve temelleri üzerinde durulacaktır.

bu yöntemlerle ve anlığın bilgisiyle bizler nereye kadar ve ne kadar bilebileceğimizi görüp buna göre zihnimizi boş ve kuruntu şeylerle oyalamaktan kacınabileceğiz. (biraz Kantvari bir düşünce gibi duruyor. yada kantın öncülü )