Etiket arşivi: notlar

Kendime Notlar

Yapısalcılık ,toplumsal olguları dilsel ve toplumsal yapılar ,kurallar ,kodlar ve sistemler çerçevesinde analiz etmiştir. Özneyi de söylemsel bir inşa olarak kabul eden yapısalcılık ,yaratıcı bir etkinliğin olmadığını savunmultur. Posy-yapısalcılık ise bu iddiaları daha da ileri taşıyarak , öznenin aslında söylem ve iktidar yoluyla üretildiğini ve öznenin aslında öldüğünü iddia etmiştir.

Postmodernlik ,modernizmin temel prensiplerini ifade eden akılcılık, rasyonalite, kimlik vb. kavramlardan kopuşu ifade etmektedir. Postmodernlik ,aydınlanmanın bu normlarına karşı dünyanın oluşsal ,temelsiz, çeşitli, istikrarsız, belirlenmemiş nitelikte ve bir dizi dağınık kültürlerden ya da yorumlardan ibaret olduğunu iddia eder. Postmodernizm, modernitenin “tanımlı ve belirli” konumu üzerine içsel bir eleştiri gerçekleştirmiş;modernitenin sınırlarını yaklaşımlarıyla genişletmiş, bu bağlamda modernist söylemin merkeze bağlı siyaset anlayışını alt üst eden yeni bir “toplumsal” kavramı ortaya koymuştur.

Yok-İken yaratma

yaratmayla ilgili düşünce tarihinde baz alınanan 3 temel teori vardır ve bunlar;

1- yok-iken yaratma
2- sudur yoluyla yaratma
3- ezeli bir maddeden yaratmadır.

ezeli bir maddeden yaratma genel olarak mimar tanrı anlayışıyla karşılanır ve Aristo ve o gelenekten beslenen düşünürler tarafından ortaya konulur. Madde ezelidir ,maddeye suretler Tanrı tarafından kazandırılır ve böylece cisimler ortaya çıkar.

sudur yoluyla yaratmada ise plotünüs ,farabi,ibni sina gibi flozoflar tarafıdan savunulmuştur. Burada tanrı yaratmada ihtiyar sahibi değildir. yani yaratma sürecini bilerek ve isteyerek başlatmamıştır. Bir nevi zorunludur yaratmaya.

yok-iken yaratma ise daha çok kelamcıların (islam öncesi hristiyan kelamcılarının görüşlerini bilmediğim için onlarla ilgili bir yargıda bulunamıyorum) ortaya koyduğu bir görüştür ve tanrı burada kadiri muhtar olarak bilerek,isteyerek ve kudretiyle alemi yaratmıştır.

yok-iken yaratmada aklı zorlayan asıl sorun duyulur dünyada böyle bir şeyin örneğinin olmamasıdır.Biz insanların yaratmada gördüğümüz her şey bir şeyden meydana gelmektedir. Öyleyse Tanrı nasıl hiç bir şeyden bir şey ortaya çıkarmıştır ? Bu kritik soruya Debusi şöyle karşılık vermektedir. Temel sorun duyu algılarımızın Tanrı’ya uygulanmasından kaynaklanmaktadır.Duyulur dünyada yoktan yaratmanın bulunmamasının nedini,onun kendinde imkansız olması değil,duyulur faillerin acizliğidir.Tanrı’nın mutlak kudreti dikkate alındığında ,yoktan yaratmanın mümkün olmaması için hiç bir engel yoktur. Yani Debusi bizler bu dünyada gördüklerimizden yola çıkarak oluşturduğumuz akli ilke ve inşalarımızı Tanrı için dayatamıyacağımızı belirtmektedir.Bunun modern fizikteki güzel bir örneği Einstein-Heisenberg arasında belirsizlik ilkesi bağlamında vuku bulan tartışmadır. Heisenberg belirsizlik ilkesini ortaya koyduğunda Einstein ona “Tanrı zar atmaz” diye söylemişti. Heisenberg ise cevaban “Tanrıya ne yapacağını öğretme” demişti.

Debusinin “varlık ve bilgi” görüşüyle ilgili buraya bakabilirsiniz.

Söz ve Kuran

-Bir sözü anlamak veya anlamamak ,söyleyenin bununla ulaştırmak istediği mesajı anlamak veya anlamamak demektir.

-Konuşmak iradi ve ihtiyari bir eylemdir. İradi ve ihtiyari her eylem de ancak failin diğer filleriyle olan ilişkisinde iyice anlaşılabilir. Dolayısıyla iradi ve ihtiyari olan bir eylem ,failinden bağımsız olarak tek başına hiçbir şeye delalet etmez. Çünkü belli bir fiilin farklı faillerden sadır olması ve bu yüzden de değişik afıdelalet etmesi daima mümkündür.

-Mesaj ,belli bir hedefe fırlatılacak bir ok gibidir. Sözel olan her mesaj hem mütekellim hem de muhatapla olan ilişkisi göz önünde bulundurularak bir anlam kazanır. Gerçekte bir sözün anlaşılması şu üç temel mihvere dayanan gizli-aşikar boyutları olan bir olgunun anlaşılmasıdır.

1-Konuşan kimdir ?

2-Kiminle konuşulmaktadır yani hitabın muhatabı kimdir ?

3-Bu konuşma niçin yapılmaktadır.

Bu üç soruyu şimdi Kuran açısından ele aldığımda ve verdiğim cevaplar açısından kendimi bile tatmin etmemişken başkalarına bunu nasıl aktarırım. Yani Tanrı benimle bir amaç için konuşuyor ve bu konuşma bir amaç/maksatla meydana geliyor. Aynı şekilde bu konuşmanın formu ve içeriği benim dünyam tarafından kayıtlanmıştır. mesajın muhatabı benim ve benim bilgi,idrak,dil kabasiteme bağlı bir konuşmadır. Bu konuşmadan ben ne anladım ve bana ne kaldı.  her halde asıl soru bu.

Kuran’ın dolayısıyla ilahi hitabın bana ne söylediği,ne teklif ettiğini anlamak için alternatifleri bilmek ve bu alternatiflerle vahyin sunduğu arasında ki farkı bilmek gerekiyor. Yani içine gömülü bulunduğumuz ve farkında olmadan yaşayarak veya farkında olarak bilerek isteyerek yaşadığımız yaşama ne söylüyor ne söylemiyorun bilgisi önemli olan. Dolayısıyla içinde hayatımızı ikame ettirdiğimiz bu yaşam dünyasının da ayırdına varabilmek ve idrak edebilmek aslolan.

Modern Tin,Kadim Sancılar

Modern Tin
Modernleşme kurtuluştur — geleneksel olandan. 
Modernleşme Dünya Tininin gerçek, ereksel Biçimine doğru gelişmek için 
geleneksel olana bağlı değersiz ve anlamsız kültürlerden, onları sürdüren 
despotizmden ve boşinançtan Özgürleşme, Ussallaşma, Uygarlaşma sürecidir. 
Modernleşme — ussal olana doğru sürekli Yenileşme — Tinin değişiminin 
Gerçeğidir, ve gelenekselin değişimi onda örtük olanın, onda kendinde 
olanın kendini ortaya koymasıdır. Modern olan geleneksel olandan doğar. 
Ama bunun anlamı ilkin modernin ve gelenekselin, yeninin ve eskinin ayrılmaz
birliktelikleridir: Modernleşme bir Oluş Sürecidir. Çelişkinin çözümü değil 
ama sürmesidir. Onda hiçbirşey tamamlanmış değildir, çünkü Oluştadır. 
Onda hiçbirşey gerçek, sağlam, kalıcı değil, tersine yanlış, geçici, yiticidir, 
çünkü Oluştadır. Onda herşey yenidir, ve aynı zamanda ortaya çıkar çıkmaz eskir. 
Onda herşey eksiktir ve hiçbirşey henüz gerçekliği içinde, Kavramı içinde olduğu 
gibi değildir: Hak, Ahlak, Törellik; Birey, Toplum, Devlet; Güzel Sanatlar, 
İnanç ve Bilgi — bütün bir dünyanın, insanın, genel olarak kültürün biçimi. 
Onda herşey yalnızca değişmekte, kendisi olarak yitmekte ve kendi başkası 
olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nihilizm, kalıcı olamamanın, salt akıcı olmanın, 
arı değişimin bu değersizliği eşit ölçüde geçici modern bilinç biçimlerinin 
nihilizminden, hiçliğinden sorumlu olan şeydir.

Yukarıda ki metin idea yayınevinin anasayfasına konmuş bir metindir. http://www.ideayayinevi.com/anasayfa.htm Modernin tasviridir aynı zamanda. buradan bakarak yada modernliğin içerisinde durarak yapılmış bir tanım. Olumlayan,önemseyen,değer veren bir bakışın yansımasının cümleleridir. Bir de kaybetmiş olanların bakışları vardır moderne.Yani oluşturulmaya çalışılmış insan krallığının tebalarının feryadü figanları. Bir şey olamamış ama hep kaybetmişlerin. yada oluş haline bile bir an olsun gecememiş olanların. Yeryüzü serüvenlerin de akıllarıyla yol almak yerine yürekleriyle yol almaya gayret sarfedenlerin.
modern söylemler cennet