Etiket arşivi: Popper

Eleştiri

Karl Popper “Bitmeyen Arayış” adlı eserinde ilk kitap çalışması hakkında bilgi verirken kitabın ilk iki bölümünü hızlıca yazdığını ve bir arkadaşına okuyup eleştirmesi için götürdüğünü söylüyor. Arkadaşı her satırın hakkını verir şekilde okuyup kendisine bulduğu her noksanı ve her hatayı çekinmeden söylüyor. Zaten Popper’da böyle yapsın diye arkadaşına götürüyor ki Popper’da aldığı eleştirilerden sonra yaptığı düzeltmeleri şöyle sıralıyor:
-Bir daha hiç bir şeyi hızlıca yazmadım.
-Yeterince açık olmadığı ithamına karşı yazdığım hiç bir şeyi savunmamayı da öğrendim. Şayet dikkatli bir okuyucu bir pasajı muğlak buluyorsa ,o pasaj yeniden yazılmak zorundadır. Böylece yazmayı ve yeniden yazmayı ,bu işi tekrar tekrar yaparak her defasında netleştirmeyi öğrendim.

Ne diyeyim, Allah bize de Popper gibi eleştiriye yüreği açık olmayı nasip ederken,aynı şekilde arkadaşı gibi eleştirebilecek arkadaşlar da nasip ettin.

Popper ve Yanlışlanabilirlik

Bilim felsefesi okuyanlar veya genel felsefe okumalarında sıkça rasladığımız bir söylem vardır. “Bilimsel bir önermenin doğruluğunu nasıl test ederiz ?” sorusuna verilecek cevap nedir ? Tabi felsefe tarihi boyunca bu soru çeşitli şekillerde gündeme alınmış ve cevaplanmaya çalışılmıştır ki soruyla ilgili epeyce yekün birikmiştir. Ama bu cevaplardan birisi var ki okumalarımda sıkça karşıma çıkmakta ve ne olduğunu tam anlayamadığım bir husustu ki an itibariyle bir çözüme kavuşturdum diyebilirim. Popper “Bitmeyen Arayış” adlı eserinde “Yanlışlanabilirlik” ilkesinin ne olduğunu açıklamaktadır. Buna göre bilimsel bir teorinin doğruluğu yanlışlanması değil (felsefi söylem ve yazılarda böyle dillendirilir) hangi şartlar altında yanlış olduğunun ortaya konulmasıdır. Yani teorinizi öne sürerken şu şu şartlarda şu sonucu verirken şu şu şartlarda veya bu doğru sonuçları veren şartların haricinde yanlış sonuçlar vereceğidir.

Popper eleştirel düşünce fikrine Einstein’in konferanslarını dinledikten sonra karar kıldığını belirtiyor kitabında. Einstein konfreansında hiç de doğmatik bir tavır sergilemeden öne sürdüğü (genel görecelilik) teorinin yanlışlanması için şartları söylüyor ve eğer bu şartlar yerine gelmezse teorim yanlıştır diyerek kendinin değillemesinin nasıl olacağını söylüyor. Bu cümleleri dinledikten sonra eleştirel düşüncenin kendini bile konu etmemesi gerektiği kanatine varıyor.

“Bir teoriyi veya bir ifadeyi bilimsel yapan şey,onun mümkün bazı durumların meydana gelmesini hükümsüz kılma veya dışlama – bu olayların ortaya çıkmasını yasaklama ya da bunu imkansız sayma- gücüdür. Dolayısıyla bir teori ne kadar çok şeyi yasaklarsa ,bize o kadar çok şeyler söyler. ”

“Hangi koşullar altında kuramımın savunulamaz olduğunu kabul etmek durumdayım? Başka bir deyişle ,hangi olguları kuramımın çürütücüleri ve yanlışlayıcıları olarak kabul edebilirim ?”