Etiket arşivi: Roman

Tutunamayanların Yazgısı

Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ankebut-64

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanından sonra okuduğum ikinci kitabı “Tutunamayanlar”. Yine benzer bir dil kullanmış bu kitabında da. ancak bu dil diğer romancılar gibi değil daha çok iç içe geçmiş katmanlar halinde. bu katmanlar arasında ki geçişleri de öyle usta ve girift bir şekilde yapıyor ki romanın içinde kim ne zaman ne konuşuyor/söylüyor takip etmek ve anlamak epeyce zorlaşıyor. Tabi böylesine dilsel olarak zor bir metni anlamsal çözümlemesi de zor oluyor haliyle. Atay’ın sayısal tabanlı bir alandan gelmesi romanında da hemen kendini hissettiriyor. Çünkü romanın bir çok yerinde hem matematik felsefesinin içinden çıkılmaz tartışmalarına atıf varken hem de inşaatla ilgili teknik terimleri kullanmaktan geri durmuyor. Hatta romanda konu olan Selim Işık’t akendisi gibi inşaat mmühendisliği eğitimi almış ve hayat ikame ettirmek için sevmeyerekde olsa bu işle meşgül olmuş.

Roman zor bir metin. Çünkü yazımda uyguladığı katmanlı yapıdan dolayı formel zorluk olduğu gibi içerik olarak da bir çok farklı alanlara el atması ve her bir alanın hakkını vererek yedirmesi biz okuyucuyu epeyce uğraştırmakta.

Gündelik hayatın koşturmacasında bir çok insanın farkına varamadığı ancak gecelerin derin ıssızlığında belki sezebildiği nalar vardır. Bu sezilen şey ne yapıyoruzdur. Bir tiyatronun sıradan bir figuranımıyız yoksa baş rol oyuncusumuyuz. Her insan kendi hayatının baş rolündedir kendine göre. Ancak tamda burada Atay hiç de öyle olmadığını bizim dışımızda yazılmış bir oyununun bizler istemeden de olsa içine dahil olduğumuzu ve bu kendi hayatımızın oynandığı oyunda sadece birer figuran olarak rol aldığımızı yüzümüze çarpmaktadır. Koskocaman bir yaşantının bir aldatmaca olduğunun.

Bizler bir toplumun içinde aile ortamında dünyaya gözlerimizi açarız. Çocukluk yılları ve ardından gençlik yılları. İstemenin ne olduğunu bilmeden bu aile/toplumun dünyasıyla çercevelenmiş bir haldeyizdir. Dolayısıyla kişilik,kimliklerimizi oluştururken bu dünyanın etkisi zihnimizin düşünme , yaşama şekillerinin alt yapısına yerleşir. Siz artık bu dünyanın içindesinizdir.

Reklamlar

Toprak Ana

toprak ana
“Savaş her şeyi ,kimsenin gözünün yaşına bakmadan yutup yok ediyordu:Hayatı ,işi,hürriyeti,hatta çocukların bir kaşık çorbasını yalayıp yutuyor,en küçük bir buğday yanesini bile doymak bilmeyen midesine indiriyordu.” s-79
“Savaş kanlı çizmeleriyle insanları kırk yıl çiğneyip ezebilir,onları öldürebilir,her şeyi yakıp yıkabilirdi ama ,insan denen varlığa baş eğdiremez,değerini düşürüp onu gerçek anlamda mağlup edemezdi.” s-102
“Hayat niçin bu kadar acımasız,bu kadar kör? Çocuk dünyaya geliyor,Aliman(anne) dünyayı terkediyordu. Biri doğuyor,biri ölüyordu.”s-130
“Gözlerimin önün de ,bir an için ,hayatla ölüm karşı karşıya idiler.” s-130

Toprak Ana özenle seçilmiş bir başlık.Tolganay üzerinden yada anaların yani kadınların da nasıl doğa gibi engin olduğunun,çilekeş olduğunun belirtimi için seçilmiş bir başlık. Tolgonay ve Suvankul evlenip 3 erkek çocuk dünyaya getirmiş mutlu bir kırsal yaşam sürerlerken 2.dünya savaşıyla birlikte çocukları ve kocası savaşa gitmiş ve bir daha dönmeyen bir kadının hikayesi. Tüm acılara,ızdıraplara direnen ve yaşam denilen o muammanın peşinden koşmak için hep bir umut hep bir ışık bulmanın hikayesidir. Büyük oğlu Kasım savaşa gitmeden önce evlenmiş ve karısını geride bırakıp savaşa gitmiştir. Gelin kaynana evde tel başlarına yaşam mücadelesi verirlerken birbirlerinin arkadaşı,ışığı,umudu olmuşlardır.

Aylak Adam

aylak adam “Sustu.Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti.Biliyordu;anlamazlardı.” Cümlesiyle bitiyor bir hayatın arayışı olan Aylak Adam romanı.

C.nin yani aylak adamın kçük yaşta annesini kaybetmesi sonucu teyzesinin kendine bakması ve aynı evde babasıyla birlikte yani kendisi,teyzesi ve babasının kalmasının kendi bilincinde bıraktığı o kocaman tortular. Anne sevgisini ve merhametini teyzesi üzerinden yaşamış birinin babasıyla teyzesini paylaşmak istememesinin hesaplaşması. Babasının kendisine bıraktığı babalık otoritesi ve belki kendini affettirebilme umudunu içinde para. Zaten babasından kalan para sayesinde çalışmaya ihtiyaç olmadan yaşayabilmekte.

Geçmişinin de getirdiği devasa sorunların yanında kendi haleti de sorunludur. Devamlı bir arayışın,kendisini içine rahatça bırakacağı bir huzur ortamının yani kendiliğinin yansıyacağı ,teyzesinin kucağının kokusunu duyacağı bir kadını aramaktadır hayatında.

Hayatını şekillendirirken hep babasının istediklerinin ,kendisi için arzuladıklarının zıddına bir yaşam çizgisi belirlemiş birisidir C.

Gündelik yaşamın sıkıcılığı ve saçmalığının ayırdımına varmıştır Atılgan. ve bu sıkıcılığın ve saçmalığın insan yaşamına,topluma nasıl yansıdığını yansıtmıştır aylak adam’da. Saçma bir yaşamı yaşanılır kılmak isteyen insanlar bir şekilde tutanak edinmişlerdir kendilerine. kimisi işini,kimisi çocuklarını,kimisi makamlarını ilh.. Ama birazcık bu koşturmacanın dışına çıkabilenler bu tutamaklarında öyle ciddi birer dal olmadıklarını ,hayata bağlayacak ya da hayatı ciddiye almamızı sağlayacak kadar sağlam birer tutamak olmadıklarını hemen kavrayacaklardır.