Etiket arşivi: tunç okan

Otobüs

otobüsTunç Okan tarafından 1974 yılında çekilmiş filmin hem seçilen oyuncu kadrosu hemde senaryo konusu olarak    izlenmeye değer filmlerden. Müziğini zülfü livanelenin yaptığı film tunç okanın ilk filmi ve çok kısıtlı şartlarda nasıl ürünler ortaya konulacağını göstermesi bakımından özel bir ilgiyi hak etmektedir. Filmde kabaca türkiyeden avrupaya çalışma vadiyle götürülen 8 işçinin yaşadıkları daha doğrusu umudun nasıl sonlandığının anlatısıdır. Dolandırıcı bir türk tarafından stokholmun ortasında ellerinden tüm paraları ve pasaportları alınmış bir halde terkedilen insanlar otobüslerinde uzunca bir süre mihmandarlarının gelmesini beklerler ama gelmez. Bu sürenin sonunda dolandırıldıklarını anlasalarda yabancısı oldukları bir diyarda parasız ve dil bilmez bir halde kala kalırlar.bundan sonrasında otobüsün bulunduğu yerin etrafında kimseye görünmeme kaygısıyla akşamları dışarı çıkarlar ve gün içerisinde de otobüsün perdeleri kapalı camlarının arasından dışarıda olup bitenleri izlerler. İzlenen aslında toplumun küçük küçük resimleridir.tunç okanın göründen toplumun okunmasıdır. Maddesel dünyada ki müreffehliğin yanında sosyal yaşamdaki kokuşmuşluğun ve bireyselleşmenin getirdiği bananecilin ,bu bireyselleşmenin yanında bireysel hazların ön plana çıkmışlığının ortaya konulmasıdır.

1950 ler de ortaya konulan programlar sayesinde türkiye emeğe dayalı tarım yerine makinaya dayalı tarıma geçmeye başlamış bunun sonucunda da kırsal kesimde yer alan nüfus şehirlere akmıştır. Şehirlerde oluşan işsiz ve niteliksiz kitlelerin oluşturduğu basıncı gidermek içinse devlet avrupanın işci talebini hiç bir ön köşul ve şart öne sürmeden kabul etmiş deyim yerindeyse şehirlerde ki işsiz yığınları başından atmıştır. Aynı yıllarda avrupaya işci veren yunanistan,yugoslavya gibi ülkeler işçi alan ülkelere ciddi şartlar öne sürmüşler işçilerinin haklarının korunmasını sağlamışlardır. Ama maalesef aynı duyarlılığı kendi ülkemiz gurbete giden insanlarımıza göstermemiştir.

Aslında filmde anlatılanlarda 8 adet işçinin anlatısından ziyade yasal yollarla giden tüm işçilerimizin yaşadıklarıdır. Hep öteki ve işçi algısının üzerinden aşağılık görülme psikozudur. Ötekileştirilerek toplumdan soyutlanıp sahip olunan olanaklardan dışlanması ve hep periferide kalmanın sağlanmasıdır. Bu dışlanmışlığa bir de kültürel farklılıkların,dil bilmezliğin eklenmesi giden insanlarla toplumun  arasında aşılmaz duvarların örülmesini sağlamıştır ki halen bu duvarlar aşılabilmiş değildir. Avrupaya giden bu insanlara devlet ve bir takım yapılar uzunca yıllar sahip çıkmak yerine orada edindikleri üç beş kuruş paranın peşine düşmüşler ve o insanları altın yumurtlayan tavuk olarak görmüşlerdir. Aslında filmin sonunda balyozla parçalana otobüs ,insanlarımızın avrupada parçalanan zihinlerinin ve hallerinin göstergesi gibidir.

O kadar acı yaşanmıştır ki bu diyarlarda anlatılsa dinleyen dayanamaz,yazılsa kağıtlar kabul edemez derecededir. İnsanların acıları ve hüzünleri kimselerin umurunda değildir. dün olduğu gibi bugünde aynı umursamazlık devam etmektedir.

Reklamlar