Etiket arşivi: ümit aktaş

Güzellik

Maksadını aşan bir güzelliğin her daim başa bela olabileceğini de.Çünkü her zaman yollarına tuzaklar kurulur güzelliklerin;ele geçirilsin istenir zorbalarca.Beri yandan mükemmel olma çabası da her zaman sorunludur;özen ve dikkat gerektirir. Ve hatta bunun da ötesinde biçim içeriği aşmamalı ,görüntü veya yapı,taşıyamayacağı bir iddiayı ortaya koymamalıdır. Bir şeyin niceliği,niteliğin azı olmalı,tevazu elden bırakılmamalı;eser,daima,onun fevkinde olan bir emeğin mahsulü olmalıdır. Aksi halde taşınmaz bir hale gelir,göze batar ve maksadını aştığı için,biçimsel güzelliğinin,kibrinin ya da mükemmellik saplantısının kurbanı olurdu.Ki bu saplantının bizzat kendisidir sorunlu olan.

Ümit Aktaş-Musa ve Yol Arkadaşı

Rüya

rüya
 Kitap 199 sayfadan oluşmakta ve Okur Kitaplığı yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulmuştur.
Kitap Hadid 20
” Bilin ki,şu hemen gelip geçen dünya hayatı,bir oyun,bir eğlence ,bir süs,aranızda övünme vesilesi yaptığınız çocuklar,daha fazla mal ve çocuk edinme yarışından ibarettir. Bu hayat tıpkı bir yağmura benzer.Ki yağmurun bitirdiği otlar onlara ihtiyacı olanların çok hoşuna gitmiştir. Ama o yemyeşil otlar sararmış ve sonunda çer çöp haline dönüşmüş ve onları sevenleri eli böğründe öylece bırakmıştır. Halbuki ise,ebedi hayat olan dirilişten sonraki hayatta ise,hepsi de kalıcı olmak şartıyla,müminler için Allah’ın rahmeti ve rızası,kafirler için korkunç azaplar vardır. Dünya,kendisinden geçici bir müddet faydalanılan,böyle olduğu için de insanı aldatan bir fenomendir. O halde siz,Rabbinizin mağrifetini ve Allah’a ve Resullerine iman edenler için hazırlanmış yer ve gökler genişliğinde ki cennet yurdunu kazanmak için birbirinizle yarışın. İşte bu,dileyene Allah’ın lütfederek verdiği gerçek mükafat ve kurtuluştur. Allah çok büyük lütufların sahibidir.(İsmail Kazdal meali-hadid-20/21) ”

ayetiyle başlamakta ve bu bağlamda temelde yazarın bir rüya olarak yorumladığı yaşamsal serüvenin nasıl hakikatı bulmak bulamazsa da en azından Rabbin kokusunu duyabilmek olduğu ,bu arayışların nasıllığını sorguladığı düşünsel bir romandır.

Roman kabaca (roman da denilebilir mi o da ayrı sorulması gereken bir husus) iki bölümden oluşmakta. Bunlardan birincisinde anadolunun küçük bir beldesinde okul hayatı esnasında yaşadığı olayları ya da olayların pencesinde ki düşünsel yaşamını ,bilinç halini anlatırken diğer bölümde yine aynı kasabaya gelerek öğretmenlik yapmasını konu alır. Tabi bu öğretmenlik yapması da romana sadece alt zemin sağlar. Asıl konu anlatıcının zihninde yaşananlardır. Aslında yazar Okuma Serüveninde romanın olaysal örgüsünü anlatmıştı. Burada ise bu olaysal örgünün düşünsel örgünü kurgulamış ve bunu yazıya dökmüştür.

Hakikat arayışında aslolanın toplum olmadığı ama insanın çevrelenmesi,sınırlanması,tanımlanması bağlamında toplumun ne kadar etken olduğu ama yine de bu tüm sınırlamalara rağmen aslolanın insanın kendi bilinci olduğudur. Okuduğunuz her satırda derinlemesine bir hayat sorgulasını hissedersiniz. Bu sorgulama sıcacıktır. Belki tanrıyla hesaplaşmayı da içerir. Ama bu asla sizi tanrıdan uzaklaştıracak bir sorgulama değil sadece anlama için hesaplaşmadır. Var olmanın, bilinçli olanın anlamı. sizi çevreleyen dış dünyanın soyutlanıp sizin kendi zihninizde bu dünyayı tekrar inşa etmenin ve bu inşa sonucunda da tekrar dış dünyaya bakış fırlatmanın adıdır anlama. Anlama sadece nesnelerle ilgili bir boyut değildir kuşkusuz. Aynı zamanda insanı anlama insan üzerinden kadın erkek zıtlığını ya da bütünselliğini kavrayabilmektir. Bu zıtlığın/bütünselliğin çercevesinde oluşan sevgi ve aşk üzerinden bilince etkilerinin, bilinci inşanın nasıl tarumar olduğunun resmidir.

Duygusal hayatını etkilemiş ve onu derinden sarsmış iki kız vardır. ikisine de duygularını dillendirememiş ama ikisi de duygularını bilmişlerdir. Bilmişlerdir çünkü “kadınlar anlar ve bilir” dir . Birisi aynı sınıfta bulunan ve gerçeğe dönüşmeyen hayali ve hülyası ‘Gül’ü diğeri de yine aynı lisede öğretmenlik yaptığı sırada resim öğretmeni olarak çalışan ‘Rüya’ dır. Gül’ü bulunduğu yere babasının memurluğu dolayısıyla gelmiş bir yabancı ve bir bahar günü kasabadan gitmiş yad ellerin çocuğu iken Rüyası kasabanın çocuğu ve hem bulunduğu kültürün izlerini terkedememiş ama aynı zamanda zihninde terketme ….

Aşkları yoluyla aşkın hem duygusal bir bağ hemde aşığın ve maşuğun arasında iktidar savaşı taşıdığını öğrenmiştir.Bir birinin koynunda beslenen ama bir birbirini de her dem tüketen,kirleten bir iktidar savaşı.